nerelerdesin merölll...asdfghjkl löl
Efem cnntürk 5n1k'da gördüm sizi, pek bi karizmatiktiniz, kar altında konuşmalar falan :))) :D:D:D:D
aaa o sizin kendi karizmatikliğiniz :))
Sanki bir yerleriniz donmuş gibiydi ama yanlış mı gördüm acaba :P ahhaha
cnntürk tenmi bildiriyosun bu sefer...türk medyasi peşinizi bırakmıyor efem..endamını yerim senin..bi süzüldünüz 5n1k ekranlarında ehehu..dikkat et taş hatunsun harcatmam...ara ver şu sosyal hayata biraz....mimarlığa bir kala partine gelemedim "mimar oldum" partine gelicem kuzum öpüyorumm muppp
"Bir mimardan çok şey olur, bazen de mimar olur" sözü sanırım benim için söylenmiş ahaha
Teşekkür ederim kuzum beni tee oralardan bile yalnız bırakmayıp izlediğin için. Bi' başka röportajda Almanya'daki amca oğluma, Zimbabwe'deki kuzenime diye selamları sıralarken seni de sölicem ahaha
bende radyoda türkiyedeki halama amcama ve sevgili meröl e öpücükler dedikten sonra hediye olarak japonca versionuyla smoke on the water ı calıcam ahaha =)
Japonya`dan bildiriyor!
New York dedik vazgeçtik...
Prag dedik vazgeçtik...
asla ama asla Japonya'ya hayır diyemiyorum... Çarşamba günü Osaka'da japonezlerimle seneler sonra buluşuyorum! ahahah
22 seneden sonra ancak ve ancak bugün anlayabildim masum kalınamayacağını... "Aramıza hoşgeldin" dedi herkes... "Biz salaklar alıştık, g.tümüz kazık yemeden rahat edemiyoruz" diye eklediler... Haklı buldum onları istemeye istemeye de olsa. Madem ki dürüst olmuyorsun, madem ki bazı şeyleri anlatmıyorsun (belki de saklamayı seçiyorsun) o zaman ben de bundan sonra çift taraflı oynayacağım, bakalım nasıl oluyormuş? Ha ben gerçi alışkın değilim saklamalara; çünkü paylaşımcı insanım heyecanımı/sinirimi/üzüntümü/gözyaşımı/kahkahamı her türlü hemen paylaşıveririm, duygu bencilliği yapmadan. O yüzden sizler kadar (sevgili tom, üzerine alınma bu yazıyı baştan sona; çünkü lafım "gerçekten" sana değil. geçmiş olsun btw) başarılı olur muyum saklamakta bilmiyorum! Aynı kişiden aynı kazığı 2. defa yiyip ilkinde olduğu gibi yanındayken önce hiç bozuntuya vermeden yüzüne gülümseyip, o gittikten sonra arkadaşlarımın yanına kendimi dar atarak hönküdük hönküdük ağlar mıyım onu da bilmem; çünkü bu sefer acımıyorum! Hani o çok sevdiğin arkadaşın (!) var ya, ellerinin arasından kayıp gitmeye başladı sen başka alemlerdeyken...
Alkollü olmak da kötü aslında... Dün fena halde hesaplaştım kendimle; fakat gene yenildim galiba duygularıma. En azından yazıp gönderdiğim şeylerde farkettim. Bir özür borcum var; uzun bir zaman boyunca da borç olarak kalacağa benzer cinsten... Çok ulaşmak istedim bugün, özellikle de bugün, hatta tüm sınırları zorladım ve hatta ucuna kadar geldim; ama 2 saatlik cebelleşme "Bence en iyisi siz yarın söylediğim saatler arasında arayın, ben ulaştıracağım sizi" sözü ile son buldu, ne fena ne acı...
Ya işte böyle... Yukardaki bana geçen sefer sunduğu gibi aynen bir kez daha "Aptal olma, aç gözünü, gör bak ne ince ayrıntıları kaçırıyorsun" dercesine tesadüfleri önüme bilerek ve isteyerek çıkartıp sundu. "Aşk tesadüfleri sever" mi demiştiniz? Hiç sanmıyorum....
Büyüyünce ne olacağımı buldum!!! Organizasyon yapma becerisinden yoksun arkadaşlarım yüzünden büyüyünce Ahmet San'a rakip olacağım! Yemişim mimarlığı...!
Hayatımın en sakin yılbaşısını geçirdim sanıyorum, daha doğrusu son 4 yılın en sakin yılbaşısıydı... Her ne kadar güne "Sana anlatacaklarım var, ama sonra" diyip çat offline olmasıyla bebeem sayesinde paranoyalarla başlamış olsam da sonradan okuduğum şu satırlarla dizlerimin bağının çözülmesine neden oldu: "Bebeğim ben düştüm dün gece. Omzum çıktı, kendi kendime taktım; fakat geceyi röntgenlerle, doktorla geçirdim." Haberi yok, benim daha çok yandı canım... Haberi yok denizotobüsünde uyuyakalırken bile napıcak şimdi sorularıyla uyudum; uyanırken içimi rahatlatacak bir cevap verememiştim kendime. Fridays'in en güzel köşesinde kalabalık bir ekiple keyifli bir yemek, ardından Damla Anamız'ın evinde kutlama. Bu iki mekan arasındaki boşlukta Damla Anamız'dan önce evine gidip soğuktan donmadan önce söylenecek son sözler başlığı için "Hayır hayatta kalmalıyız. Gidip köşedeki bakkala sığınmalıyız" dedikten sonra bakkala gidip adına yakışır şekilde kendisine bakıp kaldık. Hiç alışveriş yapmamamıza rağmen klimayı turbo çalıştırıp bizi ısıtmasıyla, TV'deki Okan Bayülgen'in programına karşılıklı yaptığımız geyik yorumlarla, sigara içmemize izin verip anında yoktan bir küllük var etmesiyle kendisini man of da year seçtik.
Sessiz, sakin, dozunda içerek, oyunlar oynayarak geçirmeyi hepimize tek tek öğütledikten sonra Smirnoff North'umuzu açtık; ama gördük ki Kafe Pi'de çalıştığım dönemlerdeki gibi başarılı servis yapamıyormuşum. Niye? Evde meyve yok... Aferin Mayk!
Defne Joy'un programında "Ailecek yılbaşında oynanan oyun" sorusuna sarışının vermiş olduğu cevap gibi (Horon demişti hatun cevap olarak inanabiliyor musunuz!!!) horon tepmeyip 3T (tombala, tabu, tavla) oynaylım dedik; fakat gördük ki en son oynadığımızdan bu yana Emrah fesatlığından hiç kaybetmemiş, kızlar vs erkeklerde kızlar acımasız bir skorla erkekleri yenmiştir.
Kelime: görüşmek
Tabu: buluşmak vs vs vs
Ben: Hani ben daha doğrusu biz bebeemle ilk tanıştığımız zaman bu kadar sık naapmıyoduk? Bu son dönemlerde biz sürekli napıyoruz??
Emrah: (kendini daha fazla tutamayarak) Sevişiyorsunuz!!
Oltugeda: -iptal-
Okan Bayülgen haber vermeseydi 2008'e girmiş olduğumuzu farketmeyecektik. "Aaa lan yeni yıla giriyormuşuz. Hadi iyi seneler" şeklinde gayet oturduğumuz yerde kutlamamızı yaparken farkettik ki aramızdan birisi tuvalette."Hahaha bütün yılı tuvalette geçiricen" gibi ilkokul esprilerimizden sonra adetimdendir aradım bizimkileri yeni yıllarını kutladım:
Annem: İyi seneler mutlu yıllar kızım sana... İnşallah huysuzluklarından arınmış bir sene olur senin için
Ben: Ah ağzımdan aldın anne, aynını ben de sana dileyecektim, bilmukabele ahahah
O an Gegem aradı... O an kimyamın değiştiğini hissettim... Telefonu kapatana kadar dudaklarımı kemire kemire tuttum kendimi. Telefonu kapattığımda gözlerim dolmuş artık damlalar yerçekimine karşı gelemez durumdaydı. Gegem'in "Şu ağacı çıkarmaya gelsene be kızım, ne güzel eve renk katar. Mert gelir oynar altında" demesi üzerine hayatımın sayılı hayvanlıklarından birini yaparak üşengeçliğime yenik düştüm ve "Yaa ne kurucaz bırak allasen, Mert'e gitsin abim kursun ağacı" dedim. Söylediklerim ve o zamandan beri içimde olan büyük pişmanlık o an tekrar patlak verdi. Gegem, Allah sana daha çok sağlık versin ben bundan sonraki her sene sana kocaman kocaman ağaçlar kurarım, söz...
Klişedir şu bir sonraki cümle; ama severim: 2008'e birçok şeyi geride bırakarak girdim. Orada bir yerlerde hala 2008'e giremeyip 2007'den aynen devam edenler varsa bu sözüm onlara bro: Siz 2008'e giremiyorsanız, 2008 size girsin ahahah
Senenin kapanışını yapmadan önce iç hesaplaşmayı dışa vurmak adetten sanırım.
Koskoca 1 seneye full yanlışlarla dolu başlamama sebep olanlara, o yanlışlarımı gözüme gözüme sokmya çalışıp beni uyaranlara, her dökülen göz yaşımda onları silerken yanımda olanlara, her patlattığım kahkahamda bana eşlik edenlere, yanlış başlangıç yapmamıza rağmen zamanla olanları unutturup sakinliğiyle huzur neymiş öğretip birisine "gözüm gibi bakıyorum, kıymetlim o benim" dedirttirdiği için bebeeeme, daha diyaloğa dayalı bir ilişkimiz olsun diye ilk adımı atıp eskisine göre çekinmeden, daha rahat paylaşımlar yapabildiğim, "eet ulan içiyorum deliler gibi sigara" dediğimde tepki dahi vermeyip yemeklerine devam eden aileme, mimarlıktan soğumama neden olup tekrar öss'ye mi kassam?! gibi düşüncelere beni sevkettiği için proje hocam olacak kadına teşekkürü bir borç bilirim.
En çok da kendime... İpinden boşalmış köpek gibi sağa sola kendini atıp türlü hatalar yapmama rağmen alnımın akıyla o günlerden çıktığım için, teşekkür etmenin güzelliğini keşfettiğim için, istesem her şeyi yapabileceğimi kendime kanıtladığım için, her ne kadar damarıma basılıp çirkefliğe kadar yardırılsa da ince düşünceli çizgimden çok zaman şaşmadığım ve bundan sonra da hiçbir zaman şaşmayacağım sözünü verebildiğim için, bize çektirdikleri yüzünden 1 dönem boyunca proje hocasına tahammül edip, laf koymayıp, fiziksel şiddette bulunmadığım için, vakti zamanında beni savunan insanların tam da savundukları gibi olmaya uzun bir süre önce başladığım için ve özümde iyi bir insan olduğum için kendime teşekkürü bir borç bilirim.
And the oscar goes to me this year... Sorry for the ones who didn't deserve it...
Bu sene Noel Baba hediyelerini "hepimize" olduğundan erken dağıttı :))